11 Aralık 2015 Cuma

Top şu an Rusya da .Topu Rusyanın ayağından almaya çalışan da Türkiye ,ama Rusyanın çalımlarına dur diyemiyor .Rusya , kırmızı kart göstersin diye Türkiyeyi hakeme şikayet ediyor . Ayrıca çok sert oynuyor her an bi sakatlıklığa sebebiyet verebilir .
Unutmayalımki bizim teknik direktör de ABD dir .Oyuna tam ısınmışken , bizi oyundan alabilir ...
Seyirci olarak ben diyorumki ,
Yenilirsek üzüleceğim ,galibiyet zor ama beraberliğe razıyım ...

4 Kasım 2012 Pazar

Bilgi almak istediğiniz ülkenin üzerine tıkladığınızda o ülkenin bilgilerini görebilirsiniz.




Bilgi almak istediğiniz ülkenin üzerine tıkladığınızda
o ülkenin bilgilerini görebilirsiniz.



This is a fantastic tool : you can get hundreds of pieces of data on economy, demography, social conditions, standards of living etc... on concerning all countries on earth . . . .


3 Temmuz 2012 Salı

Gıdalar böcek deposu: İşlenmiş gıdayla yılda 500 gr böcek yiyoruz


Dünyanın farklı yerlerinden garip festivaller

Böcekten elde edilen ‘karmin’ isimli renklendirici sadece Starbucks’ın kullandığı bir madde değil. Market rafları reçelden bisküviye, aynı maddenin kullanıldığı ürünlerle dolu.

Dünyanın en büyük kahve şirketlerinden Starbucks’ın bazı ürünlerinde cochineal adlı böcekten elde edilen karmin’ isimli renklendirici kullanılması tepkiye yol açarken market raflarının aynı madde katılmış gıda ürünleriyle dolu olduğu ortaya çıktı.

BİSVÜVİDEN ŞEKERE HER ŞEYDE

Bisküviden şekerlemelere kadar çok sayıda üründe kullanılan bu maddenin şimdilik bilinen tek zararı alerjik reaksiyonlara yol açması.

Gıda sektöründe böceklerden elde edilen renklendirici ve tatlandırıcı kullanılması tartışması Starbucks’ın ürünüyle birlikte yeniden alevlendi.

Market rafları bu maddenin katıldığı ürünlerle dolu ve tüketiciler aldıkları ürünlerde böcekten elde edilen renklendirici kullanıldığını bilmiyor.

YILDA KİŞİ BAŞINA YARIM KİLO

Hollanda’da Wageningen Üniversitesi’nden Entomoloji Profesörü Marcel Dicke, geçen yıl yaptığı açıklamasında işlenmiş gıda tüketen herkesin bir miktar böcek yediğini de anlatıyor:

“Dünyanın herhangi bir yerinde işlenmiş besin maddesi tüketenler zaten böcek yemiş oluyorlar. Bunun miktarı da yılda yaklaşık 500 gram. Domates sosu, fıstık ezmesi ya da ekmek gibi işlenmiş tüm gıdalarda böcek var.”

Meyveli süt, yoğurt, bisküvi, dondurma, reçel, soslar, meyve suları, et ürünleri, şekerleme ve sakız gibi yüzlerce ürünün içerisinde yer alan karminin önünde yasal engel yok. Ancak dini açıdan sakıncalı sayılıyorlar.

İlahiyatçı Prof. Dr. Faruk Beşer, birçok üründe renklendirici ve tatlandırıcı olarak kullanılan maddenin İslam’a göre doğrudan doğruya haram denilemeyeceğini belirterek “Hanefi kurallarına göre ‘mekruh’ yani hoş olmayan, olmaması gereken. Kullanmak sakıncalıdır” diyor.

SAĞLIK AÇISINDAN ŞÜPHELİ YA DİNEN?

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta: ise bu tür maddelere şüpheyle yaklaşılması gerektiğini vurguluyor:

Gıda ürünlerinde kullanılan bu tür çok madde var. Bunların güvenli olduklarından hiç emin değiliz. Çünkü bunlarla ilgili araştırmalar 40-50 yıl öncesine ve o zamanın teknolojisine dayanıyor. Güvenirliği günümüze göre çok düşük olan araştırmalar.

Bu nedenle bu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkileri ciddi şekilde yeniden araştırılmalı. Böceklerden elde edilen ürünler hayvansa araştırılmalı.

Gıda ürünlerinde bu tip binlerce madde var. Hepsi için güvenli demek doğru değil. Şüphe edilenden uzak durmak gerek. Karmin yiyecek ve içeceğe sadece renk veriyor. Sağlığa bir faydası yok, kullanımı şüpheli. Bu tür ürünlerin sağlığa zararlı olup olmadığı araştırılmalı.”

TARIM BAKANLIĞI BÖCEKLERİN GIDALARDA KULLANIMINA İZİN VERİYOR

Dozu, firmanın iyi niyetine bağlı

Samim Saner Gıda Güvenirliği Derneği Başkanı: “Karmin,  Türk Gıda Kodeksi açısından kullanımının bir sıkıntısı yok. Bütün katkı maddeleri AB tarafından incelemeye alındı. Bunun raporu önümüzdeki yıllarda çıkacak. Şu an itibariyle ‘karmin’le ilgili negatif bir bilgi yok. O çalışma bitince ne olacağını bilmiyoruz. Ama şu an kullanımına izin veriliyor.”

Yrd. Doç. Dr. Filiz Aksu: İstanbul Aydın Üniversitesi Gıda Teknolojileri Uzmanı: “Karmin, ülkemizde kullanımına izin verilen bir katkı maddesi. Duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Ciddi üreticiler doz miktarını belirtiyor ancak doz aşımı olabilir. Bunu bilemiyorsunuz. Firmanın iyi niyetine bağlı. Ürünü daha renkli göstermek için katkı oranını arttırabiliyorlar. Sadece bunun için değil, birçok katkı maddesinde doz aşımı risklere yol açabilir. Ülkemizde karmin maddesinin kilogram düzeyinde 100 miligrama izin veriliyor.”

(Radikal)

22 Haziran 2012 Cuma

SAGLIGA UYGUN OLMAYAN BESINLER


 Gıda sektöründe arka arkaya gelen olumsuz haberler tüketicilerinin güvenini zedelerken, günlük hayatta çok sık kullanılan ürünlerde sağlığa zararlı maddelerin bulunması tüketicilerin tedirginliğini arttırıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı önce sahte bal üreten firmaları, ardından da insan sağlığına zararlı gıda maddesi üreten firma ve markaları açıkladı. Geçtiğimiz günlerde ise Starbucks'ın, çilekli Frappuccino içeceklerinde böcekten elde edilen boya maddesi olan karmini kullandığını kabul etmesiyle farklı gıda maddelerinde kullanılan Karmin yeniden tartışmaya açılmış oldu. Rotahaber, sahte bal başta olmak üzere insan sağlığına zararlı maddeleri ve böcek içren ürünleri tek tek açıklıyor. İşte o markalar ve ürünleri...                    

Kısaca meyveli ürünlerin hiçbirine yaklaşmayacağız. Bir de sağlığa zararlı olarak afişe edilen marka ve ürünler var. Onlarda ;

   

Son günlerde gündemi epey meşgul eden sahte bal markaları ise ;

    

10 Haziran 2012 Pazar

Türkiye'yi derinden sarsacak iddia Müthiş iddia: Atatürk öldürüldü. Gerçekleri alt üst edecek fotoğraflar var.

Türkiye'yi derinden sarsacak iddia

Türkiye'yi derinden sarsacak iddia

Müthiş iddia: Atatürk öldürüldü. Gerçekleri alt üst edecek fotoğraflar var.

Türkiye'yi derinden sarsacak iddiaTürkiye'yi derinden sarsacak iddiaAnkaralı işadamı ve koleksiyoncu Muhammed Yüksel, Atatürk'ün  öldürüldüğünü ve otopsi yapılırken kafatasının değil vücudunun açıldığı iddia etti. Atatürk'ün otopsi sonrası fotoğraflarını yayınlayan Yüksel, elinde gerçekleri alt üst edecek bilgi ve fotoğrafların olduğunu da  ileri sürdü.
İddialar Beyaz TV'de Latif Şimşek'in modere ettiği Dinamit adlı programda gündeme geldi.
Elinde Atatürk'ün otopsi yapılırken fotoğrafların bulunduğunu ileri süren Yüksel 'Kesme biçme işlemleri yapılırken de fotoğrafları var ama onları yayınlatmak istemiyorum. Buyurun Ankara'ya gelin göstereyim. Doktor Akil Muhtar, doktor Mehmet Kamil, doktor Süreyya Hidayet, doktor Abra Vaya... Doktor Abra Vaya Yahudi asıllı Rum'dur. 1935-1943 yılında Atatürk'ün azınlıklar için kontenjanından Niğde Milletvekilliği yapmış, kurucu meclis üyeliği yapmış, senatörlük yapmış bir vatandaş. Kendisi Yahudi, karısı İzmirli bir Rum. Atatürk'ün özel doktoru. Fotoğrafların devamı var. ' dedi.
ÖLÜM RAPORU NEDEN YAYINLANMADI ?
Atatürk'ün ölüm raporunun yayınlanmadığına dikkat çeken Yüksel 'Şunu tartışmanız gerekli. Atatürk'ün otopsi raporu neden yayınlanmadı? Doktorların açıklamalarını okuyorum: Biz kan almaya bile cesaret edemedik. 1938'de bütün dünyada otopsi yapılıyordu. Ve neden öldüğü açıklanıyordu. Ama Atatürk'ün ölüm raporu yayınlanmıyor. Bir rapor var mı ölümüyle ilgili? Siroz'a bağlı kalp durması diyorlar ama kan örneği yok. Kan almaya cesaret bile edemedik diyor Doktorlar. ' diye konuştu.
OTOPSİ FOTOĞRAFLARINI YAYINLAMADIM ÇÜNKÜ...
Atatürk'ün otopsi yapılırken çekilmiş fotoğraflarını bugüne kadar neden yayınlamadığına da açıklık getiren Yüksel 'Otopsi Dolmabahçe'deki evinde folyo üzerine yatırılmış. Bunların negatifleri elimde. Gelip görebilirsiniz. Ben Atatürk fotoğrafları koleksiyoncusuyum ve iyi de bir Atatürkçüyüm. Bugüne kadar açıklamadım çünkü bu fotoğraflar çocuklara kötü örnek olmasın, çocuklar bunu görmesin diye yayınlamadım. Çünkü çok üzücü fotoğraflar. Atatürk'ü hiç kimse bu şekilde hatırlamasın diye yayınlamadım. ' ifadelerini kullandı.
ATATÜRK'ÜN VÜCUDUNUN AÇILDIĞI FOTOĞRAFLAR BİLE VAR
'Elimde Atatürk 'ün kafatasının açıldığı değil, vücudunun açıldığı fotoğrafları var. ' diyen Yüksel iddialarını şöyle sürdürdü: Çok net değil ama karnının açıldığı görünüyor. Bunların negatifleri var elimde. Atatürk'ün hazırlanmış bir ölüm raporu yok.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ
Ben Atatürk'ün öldürüldüğüne inanıyorum. Neden bir Cumhurbaşkanı'nın ölüm raporu yayınlanmaz. Bu fotoğraflar elime açıklayamayacağım bir yerden geldi ve bu fotoğraflar Genelkurmay arşivlerinde bile yok.
BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE ÖLDÜRÜLDÜ
Peki bu fotoğrafla neden bende neden devletin arşivlerinde değil? Bunun cevabını verebilir misiniz? Oradaki bir doktorun çektiği gizli görüntüler. Biz bunun arşivinden aldık.Ve o doktorun beyanları da var Osmanlıca. Biz o beyanları da çözdürdük. Benim en çok dikkatimi çeken ve beni üzen fotoğraflar bu fotoğraflardır. Devlet Atatürk'ün neden öldürüldüğünü niye araştırmasın?
Atatürk bilinçli bir şekilde öldürüldü ve bu araştırılmalı. Çok küçük bir örnek alınarak ölüm nedeni belli olabilir. Doktorun yazısında bir otopsi olduğu ve bu otopsinin gizli olarak yapıldığı yazıyor.
Türkiye'yi derinden sarsacak iddiaTürkiye'yi derinden sarsacak iddiaTürkiye'yi derinden sarsacak iddiaTürkiye'yi derinden sarsacak iddia 

1 Nisan 2012 Pazar

ÇANAKKALE'YE GİTMEDEN SANKİ ORALARDAYMIŞSINIZ GİBİ


Olağanüstü bir çalışma !!!!
Haritada bir noktayı tıklayın, gerisini izleyin.....

ÇANAKKALE'YE GİTMEDEN SANKİ ORALARDAYMIŞSINIZ GİBİ
 

18 Şubat 2012 Cumartesi

MÜZİK KUMBARASI : TRT ARŞİVİNDEN..


http://www.trt.net.tr/muzikkumbarasi/ 


Yukarıdaki  linki tıkladığınızda, TRT arşivlerinde yer alan  472 adet TSM, 1503 Halk Müziği ve 144 adet diğer eserden   dinlemek istediğiniz eseri, eserin ilk harfine göre alfabetik sırayla dizilmiş olan bölümden buluyor,ister tek tek , isterseniz  keyfinizce bir dinleme listesi yaparak dinleyebiliyorsunuz. 
Umarım,  size de hitap eden şarkılar vardır, İyi dinlemeler,
Eser adına tıklayın.

2 Şubat 2012 Perşembe

LİMON SUYU VE SARIMSAK MUCİZESİ


LİMON SUYU VE SARIMSAK MUCİZESİ
BUNU YILDA BİR KEZ MUTLAKA YAPIN

Özellikle Rus doktorların tavsiye ettiği kalp ve damar hastalıkları reçetesi mucizevi sonuçlar veriyor. Bitkilerle doğal tedavi yöntemine son derece önem veren Rus tıp dünyası, bu formülü yüzlerce yıldır kullanıyor ve son derece başarılı sonuçlar elde ediyor. Limon suyu ve sarımsakla yapılan karışım, damar sertlikleri, damar yağlanması, damar tıkanıklıkları ve tansiyon gibi sorunları kalıcı olarak ortadan kaldırıyor.




Türkiye'deki bazı doktorlar da hastalarına bu formülü öneriyor.


EVİNİZDE KENDİNİZ YAPABİLİRSİNİZ




- 2 Litre hiç su katılmamış sıkılmış limon suyu


- 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak (Mümkünse Anadolu'da yetiştirilmiş ithal olmayan sarımsaklardan)




- Ağzı sıkı kapanan koyu renkli bir kavanoz (2 litrelik pet şişeler de kullanılabilir)






HAZIRLANIŞI




2 Litrelik kavanoz ya da pet şişeyi dolduracak kadar limon satın alın. Limonların suyunu iyice sıkıp şişeye doldurun. Soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp şişenin kapağını sıkıca kapatın. 25 gün boyunca normal ılık bir yerde tutun ve her gün birkaç kez çalkalayın. Yaklaşık 25 gün sonra sarımsakların limon suyunun içinde eridiğini göreceksiniz.




25 gün sonra hazır hale gelen karışımdan her sabah kahvaltıdan yarım saat önce yarım çay bardağı için. Bunu hergün düzenli olarak ve mümkünse aynı saatte yapın. Bu karışımın içine asla başka bir madde (şeker, tuz, tatlandırıcı vs. katmayın)




YÜZDE 100 KANITLANMIŞ FAYDALARI




1- Tüm damar iltihaplarını (vasküler) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu


önlüyor.




2- Kolesterol ve lipidi düşürüyor, zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor.), vücuttaki şeker oranını dengeliyor, pankreasin yenilemesini sağlıyor.




3- Böbrek ve safra taşlarını eritiyor, idrar söktürüyor, vücuttaki şişkinliği yok ediyor ve dokularda ödem oluşmasını engelliyor.




4- Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini
yapıyor.


5- Tüm romatizmal iltihabi önleyor, her tür romatizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem yüzeylerinin


yenilenmesini sağlıyor ve her türlü ağrıyı kesiyor.




6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerini yeniliyor, sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını artırıyor, felç ve inme riskini azaltıyor.




7- Vücudun bağışıklık sistemini son derece mükemmel hale getiriyor ve her türlü alerjiyi, özellikle de damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerjilerini kökünden engelliyor. Kanser oluşumlarına karşı tüm vücudu koruyor.


20 Aralık 2011 Salı

ADRES ARAMA


Kutucugun icine tam adresinizi yazin (ülkenizi de)
sokaginizi, evinizi bulun. Nerdeyse iceriye girecekmis gibi oluyorsunuz :))
(Resimler 2 - 2,5 sene öncesinin)

TIKLAYIN

12 Aralık 2011 Pazartesi

KARANLIK GÜNLER.......UNUTTUK MU ZANNETTİNİZ....


Yunan işgal kuvvetleri törenle İzmir’e çıkarken. (1919)


İzmir'de Saat Kulesi önünde İşgalci Evzonların (Yunan Askeri) tören yürüyüşü. (1919)



İzmir’in Yunan güçler tarafından işgali, o dönemde şehirde yaşayan bazı Rum kökenliler arasında sevinçle karşılanmıştı. (1919)


Yunan işgal kuvvetlerinin İzmir’deki karargâhının önü. (1919)



Yunan işgal kuvvetleri tarafından İzmir’in meydanına inşa edilen anıt.


İzmir’de yaşayan bazı gayrimüslimlerin Yunan ordularını limandan karşılamaya geldikleri sırada çekilmiş bir fotoğraf. (1919)


Yunan ordusunun İzmir’i işgali dünya basınında!
1 Haziran 1919 tarihli ‘The Graphic’ dergisinde yayımlanmış bir çizim. Muhabir, Yunanlıların İzmir işgali hakkında şunları yazmış: “Başlangıçta hiçbir direnişle karşılaşılmadı. Coşkulu bir kalabalık vardı. Bir anda rıhtımın arkalarından makineli tüfek ve tüfek ateşi açıldı. Kalabalık panik içinde dağıldı. Ve askerler önlerine gelen her şeye vahşice ateş etmeye başladı; yirmi kadar masum Türk yere serildi. Fırtına ve bardaktan boşalırcasına yağan yağmur, olayları daha da canlı kılarken, aralıklarla, çoğu yaralı olan Türk esirler, gruplar halinde itile kakıla askeri vasıtalara bindiriliyorlardı.”




Yunan işgal kuvvetleri İzmir limanından Anadolu’ya sevk edilirken. (1919)




Yunan süvarisi nehirden geçerek ilerliyor. (1919)




Yunan askerleri dikenli tel örgülerle tahkimat hazırlarken. (1919)




Yunan süvarisi dağlardan geçerek ilerliyor. (1919)



Anadolu’da Yunan işgal kuvvetlerine ait birliklerin ilerleyişi.



Yunan ordusu İzmir limanında. Yunan ordusu bu limana sık sık asker ve lojistik malzeme çıkarıyordu. (1919)




Yörük Ali Efe, Kurtuluş Savaşı yıllarında  ask*  ask*  ask*

Kurtuluş Savaşı’nda Yunan işgal kuvvetlerine vurulan ilk darbe Yörük Ali Efe’nin milis müfrezesi tarafından Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde gerçekleştirildi. 90 yıl önce meydana gelen bu olay Kurtuluş Savaşı tarihinde ilk sivil direniş olarak ‘Malgaç baskını’ adıyla tarihe geçti. “Şu Dalama’dan geçtin mi/ soğuk da sular içtin mi/efelerin içinden, Yörük de Ali’yi seçtin mi/hey gidinin efesi/ efesi, efelerin efesi” diye söylenen zeybek türküsünün kahramanı Yörük Ali Efe’dir.




Aydın milli mücadele ekibi. Yörük Ali Efe, sağında yaveri Şükrü Oğuz Bey ve diğer silah arkadaşlarıyla birlikte. (1919)


Yunan işgal kuvvetlerinin Batı Anadolu’daki ilerleyişi. (1919)



İşgalci Yunan birlikleri Mudanya sokaklarında. (1919)



Yunan Kralı I. Konstantin Anadolu’daki birliklerinin yırtık sancaklarına madalya takıyor.



Yunan işgal kuvvetleri İzmir’de. İzmir sahilleri Yunan bayraklarıyla süslenmiş. Soldaki bez pankartta dönemin Yunanistan Başbakanı Venizelos’un resmi görülüyor (15 Mayıs 1919).


İtilaf Devletlerinin silah yardımında bulunduğu Yunan kuvvetleri, Anadolu’ya cephane yığınağı yapıyor. (1919)



İngiliz işgal kuvvetlerinin Galata Köprüsü üzerinde yürüyüşü. (1920)




16 Mart 1920 sabahı. İngilizler, İstanbul’u işgal etmek üzere Sarayburnu’na asker çıkarıyor.




İstanbul Boğazı’nda demirli işgal kuvvetlerine ait savaş gemileri, Boğaz’da demirli HMS Ajax, HMS Ramillies zırhlıları ve üç destroyer


İşgal güçlerinin Yunan ordusuna verdiği silahlar Anadolu’da. (1920)



Uşak’taki Yunan karargâh binasının önü. (1920)






Uşak’ta Yunan kralını karşılama töreni. Şehir, Yunan bayraklarıyla ve pankartlarla süslü. (21 Haziran 1921)




Yunan işgal kuvvetlerinin topçusu Türk mevzilerini topa tutarken.





16 Mart 1920 sabahı, İngiliz askerleri tarafından Osmanlı devleti’nin ‘Harbiye nezareti’ (savaşları yönettiği karargah merkezi) işgal ediliyor. Burası, İstanbul Üniversitesi’nin bugünkü rektörlük binası.



İngilizler Mudanya’ya asker çıkarıyor. (1920)


Süngü takmış İngiliz birlikleri bando eşliğinde Tünel meydanından Beyoğlu’na doğru ilerliyor. (1920)



İngiliz birlikleri Galata rıhtımında. (1920)





Beyoğlu’nda işgalci İngiliz birliklerinin yürüyüşü. (1920)


İngiliz birlikleri Galata rıhtımında yürürken (1920) İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edildiğini Mustafa Kemal’e, Manastırlı Hamdi Bey adında bir telgraf memuru haber vermişti. O telgraflardan birinde şöyle diyor: “Sabahleyin bizim erler uykuda iken, İngiliz deniz erleri karakola gelip giriyor. Erlerimiz uykudan şaşkın kalkınca çarpışmaya başlanıyor. Sonunda bizden altı kişi şehit oluyor, 15 kişi yaralanıyor. Bunun üzerine, bu alçaklığı önceden tasarlamışlar ki, hemen zırhlıları rıhtıma yanaştırıp Beyoğlu bölgesini ve Tophane’yi işgal etmişler. Bir yandan da Harbiye Nazırlığı’nı işgal etmişler. Dahası şimdi ne Tophane ve ne de Harbiye telgrafhanesi bulunuyor. Şimdi de haber almış olduğuma göre, Derince’ye dek yayılıyorlarmış efendim. İşte Beyoğlu telgrafhanesi de yok. Orasına da el koydular sanırım. Tanrı korusun. Buraya da gelmesinler. İşte Beyoğlu telgraf görevlileri, müdürleri geldiler. Kovmuşlar. Bir saate dek burası da işgal olunacaktır. Şimdi haber aldım efendim.”


İngiliz işgal ordusunun 16 Mart 1920 sabahı İstanbul Şehzadebaşı Mızıka Karakolu baskınında, uykudayken şehit ettiği Türk askeri.  agla*  agla*  agla*



İngiliz kuvvetlerinin Beyoğlu’nda yürüyüşü. İngiliz Sefarethanesi önü. (1920)



İşgal kuvvetleri, kılıçlar ve süngüler omuzda Tophane’de yürüyüş yapıyor. (1920)




Galata Köprüsü yanında, İstanbul halkının görmesi için bekletilen İngiliz işgal donanmasına ait bir denizaltı. (1919)


İstanbul’da işgal yıllarından bir görüntü… İngilizlerin 12 inç’lik dev topa sahip M1 denizaltısı. Türk halkına gözdağı vermek ve yıldırmak amacı ile halkın kalabalık olduğu Galata Köprüsü’nden gelen geçenlerin görmesi için bekletilirdi (1919). İngiliz üretimi bu denizaltılar aslında birer tasarım hatası idi. Üzerinde bulunan dev topun patlaması ile birlikte denizaltının iç sistemlerinde arızalar meydana geliyor, bu büyük topun ağırlığı, denizaltının yüzme ve dalış özelliklerinin dengesini bozuyordu. Sonraki yıllarda, bu tarzda büyük toplara sahip denizaltıların üretimi, teknik sorunlar yüzünden durduruldu.