savaşın çocukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
savaşın çocukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2011 Cuma

Benim Çocukluğum !!



Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.

Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,

kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi

kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,

onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,

en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

Azar işitip, acillere taşınmazdık.

Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş

hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

Evlerimiz var içinde yaşayan yok.

Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…

Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ” lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

Benim değildir bu kültür.

Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

Nedir bunlar?

Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

İyi de neden böyle olduk ?

Biz mi istemiştik?



Yoksa hak mı ettik?



ya sizce ?// 

27 Aralık 2010 Pazartesi

ONLAR SAVAŞIN ÇOCUKLARI


ONLAR SAVAŞIN ÇOCUKLARI

aglaki belki ümmette aglamayi ögrenir
Onlar savaşın çocukları

sen bu sikintileri yasaki belki ümmette yasamayi ögrenir
Çatlamış dudakları, mavi gökyüzü kadar bıkkın gözleri, yok olmuş umutları kadar
taptaze bedenleriyle öylece uzanırlar yollarda. Doldurur çığlıkları bir zamanlar
çelik çomak oynadıkları dar sokakları. 
siz kurban olun ki belki ümmet anlar onlar için kurban oldugunuzsiz kurban olun ki belki ümmet anlar onlar için kurban oldugunuzsiz kurban olun ki belki ümmet anlar onlar için kurban oldugunuz
Onlar savaşın çocukları...
Dünyanın dört bir tarafında hep aynı gülüşle veda ederler bu yaşaması yasak dünyaya.
Ne olup bittiğini anlamadan, sevdalara salmadan yüreklerini, kahbece öldürülürler
biryerlerde. 
siz ackalin ki ümmet uyanirsa belki utanir yemek yemeyesiz can verin ki belki anlar ümmet kardesinin acisini
Onlar savaşın çocukları..
Doğduklarında tanışırlar analarının kurumuş memelerindeki ,
açlık
la. Asla tatmadıkları
yiyeceklerin resimlerine bakar kara gözleri. 
siz bu ümmetin gülleri çiçekleri ama ümmet sizi koparttiriyor siz bu ümmetin gülleri çiçekleri ama ümmet sizi koparttiriyor siz bu ümmetin gülleri çiçekleri ama ümmet sizi koparttiriyor
ONlar savaşın çocukları...
Adını bilmeden, adını koymadan severler. Yaşatırlar o küçücük yüreklerinde bu koca
dünyaya sığdıramadıkları ,
sevda
,larını. Yayarken sımsıcacık bedenleri soğuk taşların
üzerinde, gökyüzünde güneş olur yüreklerinin ateşi. 
273fpat2siz acken biz ümmet aclik nedir bilmiyoruz
Onlar savaşın çocukları...
Misketleri kovanlardan, saklanbaçları siperlerde, ilk bakışmaları camlarda, ilk
sevişmeleri yıkık harabeler arasında. Hiç bilmezler yeşil ormanları, baharlarda açan
binbir renkli çiçekleri.
bu masum benim kardeşim olabilir benim oglum olabilirdifilistin3bc3mazlum ümmetin çoçuklarıne gunah işledi bu bebek silahmı sıktı yoksa
Onlar savaşın çocukları...
Birbirlerine seslenirler yarınlar dolu ismleriyle. Barış, Umut, Güneş... oysa hiç
tanımazlar griden başka renk, siyahtan başka isim. 
224tavq9foto1316ub6foto2324ic0savas685fsbg7
Onlar savaşın çocukları...
Filistinli, Iraklı, Türk, Arap... hepsinin adı da aynı. Hepsi de aynı
gökyüzünü paylaşıyorlar, bir avuç toprağı paylaşamayanların inadına...
 
 
 
224tavq9273fpat2296njsi0bu çoçuk sizin olabilirdibu masum benim kardeşim olabilir benim oglum olabilirdifilistin3bc3foto1316ub6foto2017mm6foto22032srfn6foto2324ic0kapak20filistingj2mazlum ümmetin çoçuklarıne gunah işledi bu bebek silahmı sıktı yoksasavas685fsbg7